www.yahyalifoto.com

Sitemizde Fotoğraflara Bakmak İçin Üye Olma Zorunluluğu Yoktur.
Fotoğrafları indirmek , yorum yazmak ve yeni fotoğraflardan haberdar olmak için lütfen üye olunuz.Sitemize üye olmak 10 saniyenizi almaz...
Kayıt Ol

Değerli katılımlarınız emeklerimize bir teşekkürdür...

kapat
Yahyalı'nın Mahallleri
4images logo
c_tl c_t c_tr
c_l
Üye Paneli
Kullanıcı:
Şifre:

Beni hatırla?


Rastgele Fotoğraf

Hörtlü(Söğüt Bülbülü)
Hörtlü(Söğüt Bülbülü)
Yorumlar: 1
Yahyalifoto(Admin)

MAHALLELERİMİZ

   1.Camiikebir Mahallesi 

      Adını İlçe'nin enbüyük  ibadethanesi olan Camiikebir'den alır.  İlçe'ye adını veren Yahya Gazi bu camiin avlusunda bulunan türbede yatmaktadır. Cumhuriyet dönemine kadar varlığını  sürdüren ve  birçok hoca yetiştiren Camiiikebir Medresesi de bu türbe ve  camii  ile  birbirlerini  tamamlıyan bir nevi külliye durumundaydı. İlk kurulan, en eski mahallelerden biri olan Camiikebir, İlçe'nin doğusundan dik yamaçlar halinde alçalan Belen dağının eteğinde kurulmuştur.  Sonradan diğer mahallelere nüfus kayması sonucu  küçülen  mahallenin şu andaki hane sayısı 103, nüfusu ise 692'dir.  Kerpiçten evleri birbirine bitişik ve düzensiz yapıldığından,  yolları ve sokakları oldukça dardır.

         1900 yılında Ulucamii tamir ettiren  ve uzun süre Camiikebir Medresesi'nde ders veren müderris  H.Ali Rıza Efendi 12 yıl Mısır, Şam, Kıbrıs ve İstanbul'da  okumuş, birkaç yabancı dil bilen, büyük zatlardan olup Camiikebir mahallesinin iftihar kaynaklarındandır(1). 

       2.Fevziçakmak (Dağbağlı) Mahallesi

          Camiikebir mahallesi ile bitişik olup Belen dağı eteğinde kurulmuştur. Dağa doğru uzandığı  için Dağbağlı adını alan mahallenin kuzey kesimlerini Kuzboyacılı  adını taşıyan semti oluşturur. Cumhuriyet döneminde kurulmuş,  adı da 1981 yılında Fevziçakmak olarak değiştirilmiştir.  152 hane olup ekonomik ve fiziki durumu Camiikebir mahallesinden farksızdır. Her iki mahallenin, birbirleriyle yakın  ilişkide olan sülaleleri şunlardır     

 Müderrisler,  Baklacılar, Köşkerler, Karahacılar, Ceranlar,Hacıdırlar,  Çomuklar,  Topçulular, Çobanoğulları, Mustuluçlar, Üsücüler, Hacımetliler, Kehmacılar, Pehlivanlar, Toskallar, Nasıflar, Mollalar, Muharremler, Çirkinler,Cabbarlar,Çıraklılar, Torbalılar, Dırnılar, Yarımlar,Tiritler,Kürüşler, Araplılar, Göğoğlanlar, Hatıplılar, Tüylüler, Ayvacılar,İğneciler, Delimuratlar, Aygırlar, Haleyliler, Eydarlar,Kavaslar, Göğşenler.

                   Merhum gazi Kavas  Süleyman'dan Büyük taaruz ve İzmir'e girişle ilgili bir hatırasını H.Ahmet Kaya'dan aktaralım(2).          "Ben Yunan  harbinde  Fahrettin Paşa (Altay)'nın süvari kolordusundaydım.  Aslında  birkaç ay evvel Kars'tan, Moskof hududundan gelmiştik.  Gündüzleri uyuyup geceleri yol aldık. Yunan harbinden önce hem istirahat ettik hem de istihkam kazdık. Nihayet bir  şafak vakti taarruza geçtik. Gerçi geceden piyademiz  baskın   tarzında saldırılarla düşmanı bozmuş, bir çoğunu kaçırtmıştı.  Biz üç-dört  koldan kovalamaya başladık. Ben Bursa yönündeki  koldaydım. Yakaladığımızı kılıçtan geçiriyorduk.  Yedi  sekiz gün sonra İzmir'e ulaştık. Kümeler halinde dağıldık. Ben beş altı kişinin başıydım. İlk girdiğimiz mahallede  siyah  cübbeli, ak sakallı bir din adamı bize" hoşgeldiniz" dedi.  Hemen  attan  inip elini öptükten sonra yeni ayrılmıştık ki küçük bir oğlan çocuğu koşarak yanımıza geldi. "Ne var yavrum?" deyince "amca,  siz o gavurun elini öptünüz, halbuki o bizim anamızı babamızı öldürten papazdır" dedi.Bunları duyunca üstümden bir yangar (sıcak) su dökülmüş gibi oldum. Hemen geri dönüp sokak arasında papazı yakaladık. Benzi beti atmıştı. "donunu sıyır!" dedim.  Bir yandan yalvarırken bir yandan da donunu sıyırıp eteğini kaldırınca sünnetsiz olduğunu gördüm. Daha attan inmeden  boynuna bir kılıç darbesi indirip, orada öldürdüm. Küçük çocuk bizi kucaklayıp öperken, bir yandan da gözyaşlarını siliyordu". 

        3.Madazı Mahallesi

       Bir adı da Çukurköy  olan mahalle Belen dağının sarp kayalıkları altında, Gözbaşı  suyunun  etrafında kurulmuş eski mahallelerdendir. XVIII. yüzyılda Medazlıoğulları,kendi adlarına vergi toplayabilecek güçte idiler(3). Adını Medazlıoğulları'ndan alan mahalleye daha sonraları Niğde'nin İmamlıören köyünden Hacı Abdullah (Hacıimamlar) ile Kılavuz köyünden Kılavuzlu sülalesi yerleşmiştir.  Köklü sülalelerden Hacıyahyalar (Koyuncu) ile Ağalar (Solak),  Enbiyalar  (Yıldırır)  ve Muhtarlar (Erdoğan)'ın büyük bölümü başka mahallelere yerleşmişlerdir. Heyelan tehdidi  altında  olan  mahallenin nüfusu gittikçe azalmaktadır.  Halen 117 hane, 565 nüfusa sahiptir. İlk belediye  başkanı  Kılavuz Oğlu Mehmet Efendi ile Mulla Durmuş Efendi ve Bekir Gözbaşı gibi başkanlar ile Hacı İmam Hoca, Mustan Hoca, Kılavuzoğlu Osman Efendi gibi saygın din alimleri de bu mahalleye mensupturlar.         Kozanoğulları'nın  mutemed  adamlarından  Solak  Ağa ve oğullarının, derebeyi köşkü olarak adlandırılan malikaneleri de Gözbaşı yakınında bulunmaktaydı. Solak Ahmed Ağa'nın yedi defa idam istemi ile yargılanmasına rağmen sonunda affedildiği bildirilmektedir(4).

        Madazı mahallesinin mevcut sülaleleri şunlardır;Kılavuzlu, Ağalar, Büberler, Enbiyalar, Aleler, Tavşanlar,Muhtarlar,Velikağlar, Karakağlar, Sultanlar, Hacıyalar, Bobililer,  Deliküçükler, Köşkerler, Kürtüncüler, Gosturlar, Mesliler,Kımıllar,Memeçler,Osmankağlar, Fırtınalar,Abtoğlular,İbatlar, Nebiler.

          4.Gazibeyli Mahallesi

        Yahyalı'nın eski isimlerinden biri de  Gazibenli'dir(5). Benli Gazi veya Gazi Bey'in bir Danişmendli  komutanı olduğu rivayet edilir(6). Göbelli dağı eteklerinden  Gözbaşı suyuna kadar uzanan mahalle, eski olduğu kadar Yahya Efendi Medresesi ile de tanınır. Kalıntıları halen yerinde duran bu medrese Çukurova ve Niğde bölgesi dahil birçok talebe yetiştirmiştir.

         Sandık Ali Hoca, Yahya Efendi(Uyar),  Gasır Hoca(Bağcı) gibi din büyüklerini  yetiştiren  Gazibeyli'nin bugünkü hane sayısı 440  olup  İlçe'nin büyük mahallelerindendir. Osmanlı döneminde  mütegallibeden  Bektaş oğulları, salyane işlerine karışmakta, kendi adlarına  vergi toplamaktaydılar. Medazlı oğlu ile Bektaş oğluna çeşitli tarihlerde, reayanın salyane işlerine karışmamaları uyarıları hiçbir işe yaramamıştır(7). Gazibeyli mahallesinin en  büyük semti olan Bektaşlı, adını Bektaşoğlu'ndan almaktadır.  Zaten Bektaşlı (Bektaş aşireti) varlığını günümüze kadar sürdürmüştür.

         Gazibeyli mahallesinin  belli başlı sülaleleri; Ağalar, Karagözlü, Sandıklar, Kahveciler, Tilkiciler, Benliler,Kılavuzlu, Tekişler, Aferinler, Kirikler, Salikoğullar, Aşırlar, Minikler, Yıldızlar,  Eğerciler,  Kötüoğlanlar, Karaahmetler, Muhtarlar,  Tentikler, İbatlar, Latıflar,Hanifiler,Saatçiler, Körler, İbiciler, Ramazanlar, Hacıdurmuşlar, Pıtıklar, Bekarlar,Enbiyalar, Büberler,Musalar, Bobililer, Kasırlar, Köseler Odabaşılar'dır.

          5. Yenice Mahallesi

         421 hanesiyle en büyük mahallelerden olup Belen, Göbelli Çalmardı  dağları arasında güneye doğru daralan bir vadi içerisinde ve  eteklerde yerleşmiştir. Halen kerpiç evlerin çokluğu, plansız  ve bakımsız dar sokakların elverişsizliği ile dikkati çeker. Cumhuriyet dönemine kadar ulaşan Yenice Medresesi ile tanınan  mahallenin tarihi eskilere gider(8). En büyük semti Çat olup  güneyde, iki önemli yol ağzında kurulmuştur.        

         Yenice mahallesi; Latıflar, Halitler,Postallar,Pıtıklar, Ubutlar, Kürdoğlular,  Keçibaşlar, Dedeler, Allişler,Davulcular, Zeynepler, Memiciler, Hasırcılar, Kurtlar, Aslanlar, Özkanlar, Moğuşlar,  Çapıdılar, Halilhocalar, Keldayılar, Dolamalılar, Kötelekli, Pıngılcılar, Billoğlar, Tapıklar, İcikler Burgular,  Benliler,  Balcıhacılar, Karahatınlar, Tırağallar, Sultanlar, Köraller,Şabanlar,Hacıminler, Seyisler, Tentikler, Ehmallar, Babaoğlanlar, Settarlar, Arifağalar, Recepler, Güçlüler,  Havızaller,  Apdoğlular, Gökbeller, Asımlar, Köseler, Yüçüler. 

          6 .Kavacık Mahallesi 

         210 hanede toplam  1100 nüfusa sahip olan Kavacık mahallesi, İlçe'nin batısında bir pınarın etrafında kurulmuş olup İlçe'ye uzaklığı 2 Km.dir.  Yaklaşık  300 yıllık bir geçmişe sahiptir.Büyüklerin anlattıklarına göre (9) bir yolcu, başında bir kavak bulunan pınarı beğenir ve  ailesini de getirerek yurt tutar. Adı bu  kavaktan  dolayı  zamanla Kavacık şeklini alır. Asıl tanınması  ise Şıh Mustafa Efendi sayesinde olmuştur. Nakşibendi halifelerinden olan Şeyh Mustafa Hulusi Efendi(Dinç) dergahı,  oğlu ve  halen de torunu tarafından irşad faaliyetini sürdürmektedir.

         Mahallenin simgesi olan  göl, XIX. yüzyıl başlarında yaşadığı söylenen H.Osman Zade adlı alim ve fazıl bir zat tarafından yaptırılan  havuzla  çevrilmiştir. Oğulları Niyaz ile H.Ahmet  imam-hatiplik  görevinde bulunmuşlardır. Diğer oğlu H.Veyis Hoca ise fıkıh  alimi olup bir süre Yahyalı kadılığı görevini ifa etmiştir. H. Ahmet Hoca, Şıh Mustafa Efendi'nin babası, H.Hasan Efendi (Dinç)'nin de dedesidir. H.Osman Zade'nin torunlarından H.Kamil Efendi de hafız olup fıkıh ilmi ile iştigal  etmiş  büyüklerdendir. Mahallenin yetiştirdiği diğer din büyükleri H.Enbiya Hafız Ali Efendi, Salim Hoca, Ali Hoca Canan Hoca, Hafız İbrahim Hoca, Cenik Hoca'lardır.

         Yahyalı halısını ilk dokuyan kişilerin de bu mahalleden H.Osmanzade ile Halil Kahya'nın hanımları olduğu söylenir(10) Mahallenin  şu andaki sakinleri; Şıhlar (Dinç), Çobanosmanlar (Yüksel), Karaahmetler (Ünlü),  Hacıenbiyalar (Aldanmaz), Hatınosmanlar (Küçük), Üssübabalar  (Yıldoğan), Cananlar (Ağırtopçu), Sülümenler (Çamlı), Kahyalar (Ocak), Kamilhocalar(Sarıgül), Alihocalar (Göksun),  Hacıyusufahmetler (Genç), Veliçıraklar  (Yeşilkaya),  Keskinkılıçlar,  Kıdemler, Püstenler (Yerlikaya),  Abidler (Sarıyıldız), Cenikler (Eren), Çopurlar (Göksun), Çamışlar (Deniz), Kımıllar (Soydan), Kafalar(Kafa), Kartlar(Morsünbül),Aliciler(Küçükçolak),İzzetler(İpekçi)'dir.
      

         7.Seydili Mahallesi 

         Adını İlçe'nin kurcularından ve alp eren gazilerden olduğu bildirilen Seyid Ali'den almıştır(11). Türbesi civarında gelişen mahalle eski olup şu anda İlçe'nin en büyük bölümünü oluşturur. Bölgede Seydibeğ adlı bir  aşiretin yaşadığı tarihi belgelerle de sabittir(12).

         Batıdaki Karacatepe eteklerinde kurulan mahalle 783 hane 3170 nüfusa sahiptir. Bağrından Sadık Hoca  (İpekçi) ve Aşık Elvan (Yıldız) gibi iki büyük tasavvuf ve  halk şairini çıkaran mahalle, okuma yazma oranı ve yüksek  tahsillileri yönünden birinci sıradadır.

          Başlıca sülaleleri  şunlardır;  Sadıklar, Sağırveliler,Keçiler, Hayalatlar, Kontlar, Aleveliler, Hacıaliler, Dedeler Bohçalar, Alıkçılar, Hacımuşlar, Danalar, Melleşler,Ökkeşler, Muharremler, Hacıdırlar, Demirciler, Latıflar, Kürüşler,Kürtler, Hacımetliler, Pehlivanlar, Kömürcüler, Turaçlar,Ekizler, Yağıplar, Sandıklar, Canözkanlar, Süllüler, Köleler,Soylular, Hacıbozlar, Nallayıcılar, Karamanlar, Çirkinler,Mullaoğlular, Hacıyusuflar, Dangırlar.

          Mahallenin Ahçılı semtinden olup  1937 Dersim isyanında jandarma eri olarak isyancı takibine katılan ve iki sene bölgede görev yapan Hasan Odabaşı iki hatırasını anlattı. Aynen naklediyorum (13).

         "İlk gittiğimizde Botan suyu kıyısında derin ve sarp bir vadide  Kürt  isyancılarla temas sağladık. Ellerinde bir mitralyoz varmış,   hakim  bir noktaya  kurmuşlar. Karşılarından geçmemiz mümkün değil. Komutanımız olan yüzbaşı ise, tek sıra olarak,  aralıklarla  geçmemizi emretti. Yüzbaşıya bir türlü söz dinletemiyoruz. "Komutanım bizi kırar geçirirler, akşamı bekleyelim" diyoruz, kabul etmiyor. Sonunda mecburen emre boyun  eğdik. Bir yanlış emir sonucu göz göre göre tam 16 arka daşımızı orada şehit verdik.

         Beş altı ay sonra öğrendik ki meğer yüzbaşı da Kürt imiş. Mareşal  (Fevzi Çakmak) durumu öğrenmiş ve yüzbaşıyı kurşuna dizdirmiş".

         Dersim  dağlarında  isyancı takibinde iken bir patikada, eşeğin üstünde çok yaşlı,  sakallı bir köylü ile karşılaştık.

         Teğmenimiz yeni mezun genç  bir çocuktu. Acıktığımızı, yakın da bir köy olup olmadığını  sorduğumuzda, yaşına hürmet ettiğimiz köylü birden sertleşti ve derin bir "ah!" çekti. Niçin ah çektiğini sorduğumuzda ise "şimdi gençliğimi aradım, eğer genç olsaydım hepinizi alnınızın çatından vururdum" dedi. Bunun  üzerine  sinirlenen  teğmenimiz tabancasını çekti ve bu Kürt ihtiyarı, alnının çatından hemen oracıkta vurdu". İstiklal Savaşı gazilerinden merhum Emin Yakıcı'dan naklen H.Ahmet İşleyen, Büyük Taarruz'u şöyle anllattı(14).

           "Büyük Taarruz için hazırlıklar yapan Kemal Atatürk, 25Ağustos 1922 şafağı, erken saatlerde Kocatepe dibinde düşünü- yordu. Ben su dökmek için çadırdan çıkmıştım. Atatürk, elinde sigara, başparmağını üst  dudağına bastırmış halde düşünürken bizzat gördüm. Bu sırada Yunanlılar'ın, "Türkler,bulunduğumuz bu yeri yedi yılda alırlarsa, yedi günde aldık desinler" diye haber  gönderdiklerini  duyduk. Sabah çadıra girdiğimde arkadaşlara Atatürk'ün, gizli bir plan üstünde düşündüğünü söyledim. Sanki bunu Allah söyletmiş. İkindi üzeri bir emir geldi. Herkes  atlarının ve kendilerinin ayaklarını keçe ile sarsınlar diye.  Aynı günün gecesi düşman askeri uykuda iken baskın taarruzu yaptık. Sessizce tel örgüleri kesip girdik. Ne olduğunu  anlayamayan düşman, canını kurtarmak için oraya buraya kaçışıyordu. Sabah olduğunda ise biz bir yandan,süvarilerimiz bir yandan kovalamaya, tuttuğumuzu öldürmeye başladık.Türk'ün sancağını İzmir'e dikinceye kadar kovaladık"

                   8.Yüzüncıyıl (Tombaklı) Mahallesi  

                   Seydili mahallesinden  itibaren kuzeye doğru genişleyen mahalle,  650 haneden ibaret  olup 3130 nüfusludur. Tombaklı adı 1981  yılında Yüzüncüyıl  olarak değiştirilmiştir. Fazlı Hoca  (Karakoç),  Malak Hoca  (Özgün), Müderris İbrahim Hoca (Yılmaz)  ve Gazi  H.Kadir  Kafalı gibi büyükleri yetiştiren mahallenin  Boyacılı semti,  ayrı bir mahalle hüviyetindedir.

                   Belli başlı sülaleri ise; Uncular, Müderrisler, Atlılar, Kemaniler,  Çavuşlar, Keleşler,Toskallar, Cinipiler, Culfalılar,  Malaklar, Kartallar, Kafalılar, Kerimler, Hastalar, Haleyliler, Delimuratlar, Mollalar, Cüceler, Tosunlar, Çürükler Hacıustalar, Tavşanlar, Ceranlar, Kömürcüler, Üsücüler, Sara- ğallar, Pederler, Köşkerler,  Fettahlar, Çomuklar,Cıbarlılar, Musakağlar, Mazaklar,  Mustuluçlar, Bulduklar,Karaköylülüler, Sarıoğlular, Yarımlar, Nasıflar, Hızarcılar, Muharremler,Çirkinler, Fazlılılar, Nebiler, Ayvacılar, Tüylüler, Loğgarlar.

                   Boyacılı semtinden Gazi Kadir Kafalı üç sene Rus, üç sene  Yunan,  bir  sene de Kürt harbinde bulunduğunu belirtti, oayları destan ve türkü şeklinde okuduktan sonra aşağıdakileri anlattı(15). 

         "Yedi sene zarfında çok zahmet çektik.  Aç ve susuz kaldığımız günlerin haddi  hesabı  yoktur.  Dağlarda ot yemeyle, çamur içinden su içmeyle günlerimiz geçti. On asker ölsün,bir katır ölmesin, isterdik. Çünkü cephanemizi  katırlar taşırdı. Askerden çok katıra  bakılırdı. Katırların  pisliğinden arpa denelerini seçip yerdik.

         Yunan harbinde  de  sıkıntımız çoktu.Bir gün Yunan'ın elinden ormanlık bir mevkiyi geri aldık. Yunanlılar haber göndermişler."Türkler  yedi  senede Haymana ve Afyon'u alabilirlerse yedi günde aldık  desinler" diye. Başımızda dindar bir amirimiz vardı. Asker  bir ay namaz kılacak diye emir verdi. Bir ay namaz ve dua ettikten sonra harbe girdik. Üç gece bizi düşmana doğru çektiler, gündüzleri dinlendirdiler. Dördüncü gün sabahı tam, yat  borusu çalmıştı ki ardından hücum borusu ile kalktık.  Öğle  vaktine kadar bizi çektiler(yürüttüler), bir yerde istirahat verdiler. Orada unumuzu dağıttılar, sekiz kişiye bir ekmek sacı verdiler. Hamuru yoğurup sacların üzerine sermiştik ki birden hücum borusu çalındı. Apar topar derlenip bir gün  yürüdükten sonra, öğle üzeri istirahat verdiler. Çiğ hamurlarımızı sacın üzerine yeni koymuştuk ki tekrar hücum borusu çaldı. Top atışlarıyla başlayan harp, Allah Allah nidalarıyla, karşılıklı yoğun atışla devam etti.

         Yunanlılar, yedi senede alamazlar dedikleri mevkiyi meğer yedi kat tel  örgü  ile kuşatmışlar, vardık tel örgülere dayandık. Tel örgülerden  açtığımız gediklerden içeri daldık. Düşman çekilmeye başladı, 12  gün 12 gece düşmanı kovaladık. 12. günün öğle vakti denize  döktük. Bir kısmı da korkularından  denize  atlayarak  boğuldular. Yunan'a çok büyük telefat verdirdik".

         "Kürt harbine Diyarbekir'den başladık. İki gün bu şehirde kaldık, bu sırada halka evliyanet (ilan) verdik." Her kim evinin  başına  mendil veya bayrak dikerse o köye değilmeden geçilecek" dedik. Böyle yapanları teslim olmuş kabul edecektik. Bu emre  uymayan köyleri, basıp geçiyorduk. Fazla zaman geçmeden Silvan dağlarında harbe tutuştuk. Akşama kadar rahmet (yağmur) yağdı. Akşama doğru düşman bizi bozdu, darmacızgın olduk. Ben, bir makineli tüfeğin başında idim. Bir makineli tüfek bir tabura bedeldi. Komutanımız dahil tüm askerimiz kaçıp her biri  bir yere dağılmışlar. Cephede üç kişi kalmıştık. Zorgücül makineli tüfeği Kurtardık. Eğer kurtaramasaydık cezamız ölümdü. Neyse, dağdan çamur ve balçıklı yerlerden indik. Tüfek  29 kilo,  kızzağı  (kızak) ise 30 kilo. Çamur bir tarlada, üstüne oturacak bir taş bulamadık. O sırada bize tek tük ateş ediyorlardı. Yalnız bizi göremediklerinden, boşa gidiyordu. Görseler mutlaka  vururlardı, çünkü bu Kürtler, çok keskin nişancı oluyorlar.

         Başka bir dağın  arkasına geldik, selden coşmuş bir dere var,  geçmemiz  mümkün  değil. Arayı arayı yuka bir yer bulup karşıya  geçtik.  Karargahın yerini bilmiyorduk. Havan mermisinin atılmasını  bekledik,  nihayet mermi atılınca o tarafa yöneldik(Karargahın yerini  çevredeki  askere bildirmek için havan mermisi atılırdı). Sonunda karargaha ulaştık. O sırada komutan, makineli tüfekle  görevli  amiri çağırmış "makineli tüfeği nerede bıraktın?" diye sormuş. O da "biz anca canımızı kurtarabildik" demiş.  Komutan "git makineliyi bul, öldürürse de düşman öldürsün,  seni ben öldürmeyim" demiş. Dini bütün bir hoca olan amirimiz yollara düşmüş, tam karargahın yakınında karşılaştık. Zavallı keyfinden deliye döndü, hepimizi kucaklayıp, öptü. Dört  kişi olarak karargaha yöneldik. Bizi görünce, bizden çok  makineli tüfek için sevindiler. O gece çamurun içinde yattık.  Sabah kalkınca hücum borusu çaldı ve yürüdük. Önümüze kattığımız düşmanı, tek kişi kalmayıncaya kadar öldürdük. Bu savaşta Silvan, Lice ve Cilbir dağlarını aldık.Böylece Kürdistan harbinden muvaffakiyetle çıktık.

         Yaşlı gazi H.Kadir  Kafalı, 1942 kıtlığını da şöyle anlattı.

         "Bizim başımızdan üç defa kıtlık geçti. Ayrıca bir de su kıtlığı geçirdik. Su kıtlığında dağlar taşlar hep kurudu.Millet susuzluktan yanıp  tutuşuyordu. Herkes su su diye bağırıyordu. Şimdiki Göz'ün  suyu kurumuştu. Göz ile Yenice camisinin önüne birer sondaj  vurdular. Her iki yerden de su çıktı ve ahaliye sırayla su dağıttılar.

         Su kıtlığının  ardından fazla zaman geçmemişti ki bu sefer ekmek kıtlığı  başladı. Ekinler hep kurudu. Çoluk çocuğumuzu kurtarmak için Adana'ya çalışmaya gittik. Yevmiyemiz bir lira idi. Dağbağlı'dan Sadık adında biri Adana'nın ortasında "açlıktan ölüyom!" diye bağırıyordu. Bu kıtlık, Adana kıtlığı idi.Oradan iskeleye inip amelelik için başka yere gidecektik. Konya'lı bir adam  yanımızda düşüp bayıldı. Meğer adamcağız açlıktan ölmüş.  Yeniden memlekete döndük. Ot, çayır, yaprak ne bulursak çocuklara yediriyorduk. Geçi Yahya (Yahya Tarlacı) Adana'dan buğday getirmiş dediler. Hemen gidip biraz buğday alıp öğüttük  ve bazlama yapıp çocuklara yedirdik. Ardından, birkaç merkeple Adana'ya gönderdiğimiz adamlar, günlerce yol yürüdükten  sonra epey zahra (zahire) getirdiler. Aç olan komşulara,  horantasına  (aile fert sayısı) göre yarım şinik, bir şinik dağıttık.  Böylece kıtlık sona erdi. Allah bir daha böyle kıtlık  göstermesin, açlıkla düşmanımı bile terbiye etmesin. Çocuklarımızı, torunlarımızı, ekmeğin kıymetini bilenlerden eylesin".

       9.Fetullah Mahallesi

         Yahyalı girişinde, şehir merkezine 3 Km. mesafede bulunan mahalle Uzunlar, Musabeyli, Orta Fetullah ve Bağlarbaşı olmak üzere dört semtten meydana gelmektedir. 250 hane 1198 nüfuslu olan Fetullah mahallesi, İstanbul başta büyük şehirlere göçün en çok olduğu mahalledir. Adının,  fetih kelimesinden geldiği söylenirse de kesinlik  yoktur.  mahallede bulunan hüyük, koruma altına alınmış olup mahallenin gerçekten eski bir tarihe sahip olduğunu gösterir. Yine Türk fethinde kullanıldığını işaretleyen siper ve gözetleme  yerleri  halen  mevcuttur. Uzunlar ve Kadılar adlı köklü sülaleler tarafından  ilk yerleşmelerin, Uzunlar ve Musabeyli semtlerine olduğu,  geniş  ve dağınık şekildeki diğer semtlerin  sonradan  kurulduğu  bilinmektedir (16).  Bahçeler içindeki evleriyle, yeşili çok olan Fetullah mahallesinin çe- kirdek sülaleleri  şunlardır; Kadılar, Uzunlar, Köleler,Emmiler, Hacıhasanlar, Peşkirler, İbişler, İbişçavuşlar, Şaşhacı- lar,Çobanosmanlar, Yusuflar.

         Peşkir Hoca ve Keçeci Hoca gibi iki saygın din adamı bu mahalleden çıkmıştır.

        10.İsmet Mahallesi

          Merkeze 3 Km. mesafedeki mahalle, Yahyalı-Develi karayo- lu ile Göynük yayla yolu üzerinde kurulmuştur.460 hanesi,2100 nüfusu ile önde  gelen yerleşim birimlerindendir. Okuma-yazma oranı yüksek olan mahallenin, esnaf veya görevli memur olarak dışarıda çalışan çok elemanı vardır.

         Cumhuriyet  yıllarında kurulmuş, adını temiz, nezih, sakin yer anlamında ilk kurucuları koymuşlardır. Mahallenin yetiştirdiği,  Yahyalı  eski  belediye başkanlarından Süleyman Soyluoğlu (17), ismet adının İsmet Paşa ile ilgisi olmadığını belirtmiştir.

         Hicret, Dedeli,  Köseyusuflu, Gökosman, Sarıgüneyli gibi sokaklardan meydana gelen mahallenin köklü sülaleleri şunlar- dır;Hasankağlar, Selemler,Dostular, Yeniçeriler,Hüseyinçavuş- lar, Kediler,  Süllüler,  Menetler,  Yerebasmazlar, Topuzlar, Soylular, Çakoğullar, Takavütler, Kürtler, Farsaklar, Hacılar Kürtüncüler, Kılcanlar.

         Mahallenin manevi mimarlarından merhum Abdurrahman Topuz Hoca, çok sayıda hafız öğrenci yetiştirmiştir.

      11.Çiğilli Mahallesi

         Fetullah mahallesinden Seki dağı eteklerine, Kitirli me- zarlığından Taşköprü mevkiine kadar uzanan, çok geniş bir sa- haya  dağılmış  olan  mahallenin  kuruluşu Cumhuriyet yılları olarak söylenirse de tek tük aşiret yerleşmelerini esas alır- sak, 1850  yıllarına  kadar götürebiliriz. Fetullah mahallesi ile  aynı  zamanda  yerleşmeler görülmektedir(18). Mahallenin kültürlü ve bilge  kişilerinden merhum Abdullah Çinçik'in anlattıklarına göre  Kırım Savaşı (1853-1856) sonunda gelen bir ailenin, kendilerini Çikil, Çiğil Türkleri'nden olarak tanıt- tıkları ve  buraya  yerleştikleri, büyükler tarafından nakledilmektedir.(19).

         Damardı ve Hayranlı adlarını taşıyan iki semt olarak ge- lişen mahallenin nüfusu, büyük şehirlere göçler sonucu olduk- ça azalmıştır. Bugünkü hane sayısı 228 olmasına rağmen boş ve harabe  evlerin sayısı 100'ün üzerindedir. Köklü sülaler;Çinçikler,  Paturlar,Özüerler, Sakızlılar, Tokular, Yeniçeriler, Ganiler,  Kemaniler,  Kontlar, Karabacaklar, Sarıballar, Sürmeliler, Hondulular, Miçatlar'dır.

 

 

 

 

 


 

Kaynak:Yahyalı Belediyesi Tanıtım Kataloğu

Bir sayfada kaç adet Fotoğraf görünsün?: 

 

c_r
c_bl c_b c_br
Hazırlayan YAHYALIFOTO http://www.yahyalifoto.com

  diziler Counter Powered by  RedCounter Bölgeler ve Şehirler Diğer Real Time Web Analytics Powered by  MyPagerank.Net

                Yahyalı,Yahyalı Resimleri,Yahyalı fotoğrafları,Yahyalı kapuzbaşı,Yahyalı Aladağlar,Yahyalı manzaralar,Yahyalı yaylalar,Yahyalı şelaleler,Yahyalı Sultan sazlığı,Yahyalı Derebağ,